Parçaların İçindeki Bütün
Bu eserler bir dünyanın tasviri değil, bir bilincin izleridir.
Burada gördüğünüz her çizgi, görünen gerçekliğin sınırlarını yoklamak için atılmış bir adımdır. Yüzler parçalanır, çünkü kimlik tek bir şey değildir. Mekânlar bükülür, çünkü zaman doğrusal değildir. Gözler çoğalır, çünkü görmek yalnızca bakmak değildir.
Çalışmalarımın merkezinde insan vardır; fakat alışılmış anlamıyla değil. Kendini evrenden ayrı sanan insan değil, evrenin kendi üzerine düşünmeye başladığı hâli olarak insan. Bu nedenle eserlerde doğa ile zihin, düş ile gerçeklik, kaos ile düzen sürekli yer değiştirir. Hiçbir form tamamlanmaz; çünkü varlık da tamamlanmış bir şey değil, sürekli oluş hâlindeki bir sorudur.
Benim için sanat cevap üretmez. Sanat, cevabın erken verilmesini engeller. Bir yüzün içinde başka bir yüz, bir manzaranın içinde başka bir evren, bir sembolün içinde başka bir anlam saklıdır. Çünkü hakikat, çoğu zaman ulaşılan bir nokta değil; katmanları sonsuza dek açılan bir derinliktir.
Bu çizimler bilinçaltının, mitolojinin, felsefenin ve sezginin kesiştiği yerde doğdu. Her biri dış dünyadan çok iç dünyaya açılan bir kapıdır. İzleyiciye bir şey öğretmek istemezler; yalnızca onu kendi sorularıyla baş başa bırakırlar.
Belki de en önemli soru şudur:
Evrene bakarken gerçekten ne görüyoruz?
Daha da önemlisi;
Bakan kim?
